Hiçbir depremin fıtratında böylesi bir yıkım yoktur!

depremin

 

‘’Deprem ülkesi’’ olduğu zihnimize kazınmış memleketimizde 6 Şubat’ta art arda iki büyük depremle sarsıldık, yıkıldık.

Yurttaş ve yerel yönetimler tam bir seferberlik durumuna geçti. Elinden gelen çabayı gösteren yurttaş iktidarın durumunu tek bir kelimeyle tanımladı: Beklemek. Yıkımın boyutunu anlamak için beklemek, bölgeye ulaşılması için beklemek, kurtarma ekipleri için beklemek, teknik ekipmanı beklemek, başta akaryakıt olmak üzere malzeme eksiğinin tamamlanmasını beklemek; enkazda çalışanların gereksinimi asgari aydınlatma ve depremzedenin temel gereksinimleri ne zaman sağlanır beklemek; askeri birliklerin halkının yanında olması için gereken o ‘’emir’’ ne zaman verilir beklemek

Haftada bir ailelerimizle yapabildiğimiz telefon görüşmelerimizde “Dört duvar arasına kıstırılmış halde, elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz” dediğimde annem “Enkazdan çıkıp yakınını arayanın da başka yerden koşup oraya gidenin de elinden başkası gelmiyor’’ dediğinde her şey sadeleşti. Çok bekledik, bekleyemeyiz, beklememeliyiz

Depremlerin afete dönüşmesinin sonuçları gözlerimizin önündeyken ve yaşadığımız durum Marmara’da, İzmir’de ve bütün fay hatlarında her an yaşanması bir gerçeklikken Altılı Masa derhal, acilen eylem planının esaslarını açıklamalıdır. Afetler konusunda çok zengin bir araştırma, öneri, deneyim vb. vb. zengin bir toplumsal birikime sahibiz. Bu birikimin değerlendirildiğini görmek istiyoruz.

Depremlerin afete dönüşmesi kamusal gücün, önceliği, planlaması, önderliği, uygulaması, koordinasyonu, denetimi olmadan başarılamaz. Kamu yararını tek değer kabul eden bir hukuki çerçeve ve uygulama ile sağlanabilir. Yaklaşan afetlere karşı, kamunun öncülüğünde yerel yönetimleri ve yurttaşı da kapsayan toplumsal seferberlik üzerine ortak yaklaşımlarını açıklamalarının tam zamanıdır.

Çok bekledik, daha bekleyemeyiz: YENİ BİR BAŞLANGIÇ ZORUNLUDUR.

 

 

 

 

 


Yorum Gönder

0 Yorumlar