Her akşam İskenderun Cemevi’nin yanındaki alanda, ateşin başında otururken bana “Peki, sen neden buradasın, niye geldin Cengiz arkadaş?” diye soru soran oralı, depremden etkilenmiş Cafer Amcaya “Biz şöyle bir oluşumuz, böyle gönüllüyüz” türü açıklamalar yapıyordum ama söylediklerim kesmiyordu amcayı.Depremin 6. gününde Kahramanmaraş’ın Çiğli köyüne ulaştım. Yıkımın ilk gecesinden itibaren zaten akrabalarla irtibat halindeydik. Samsunlu Ormancı Tunç adlı bir yurttaşın gönderdiği iki TIR odunu Maraşlı, yine ormancı, Serdar aracılığıyla köye ulaştırmıştık. Depremin hemen arkasındaki geceler hep sıfırın altındaydı ve insanlar giysilerini bile alamadan dışarı fırlamışlar ve bir daha evlerine girememişlerdi.
Depremin 6. gününde Kahramanmaraş’ın Çiğli köyüne ulaştım. Yıkımın ilk gecesinden itibaren zaten akrabalarla irtibat halindeydik. Samsunlu Ormancı Tunç adlı bir yurttaşın gönderdiği iki TIR odunu Maraşlı, yine ormancı, Serdar aracılığıyla köye ulaştırmıştık. Depremin hemen arkasındaki geceler hep sıfırın altındaydı ve insanlar giysilerini bile alamadan dışarı fırlamışlar ve bir daha evlerine girememişlerdiSonrasında yazları cıvıl cıvıl olan eşimin köyüne Kastamonu Araç, Samsun Bafra, Antalya Konyaaltı ve İzmir’in farklı belediyelerinden yardım geldi. Köyde 30’un üzerinde can kaybı vardı, eşimin akrabaları dahil birçok insan enkazdan 2. ve 3. günlerde çıkarılabilmişti. Maraş merkezdeyse yıkım çok daha büyüktü ve 6. günde bile hâlâ enkaz altından mesajlar geliyordu, canlı insanlar vardı, arama kurtarma çalışmaları devam ediyordu.
Depremin 6. gününde Kahramanmaraş’ın Çiğli köyüne ulaştım. Yıkımın ilk gecesinden itibaren zaten akrabalarla irtibat halindeydik. Samsunlu Ormancı Tunç adlı bir yurttaşın gönderdiği iki TIR odunu Maraşlı, yine ormancı, Serdar aracılığıyla köye ulaştırmıştık. Depremin hemen arkasındaki geceler hep sıfırın altındaydı ve insanlar giysilerini bile alamadan dışarı fırlamışlar ve bir daha evlerine girememişlerdiSonrasında yazları cıvıl cıvıl olan eşimin köyüne Kastamonu Araç, Samsun Bafra, Antalya Konyaaltı ve İzmir’in farklı belediyelerinden yardım geldi. Köyde 30’un üzerinde can kaybı vardı, eşimin akrabaları dahil birçok insan enkazdan 2. ve 3. günlerde çıkarılabilmişti. Maraş merkezdeyse yıkım çok daha büyüktü ve 6. günde bile hâlâ enkaz altından mesajlar geliyordu, canlı insanlar vardı, arama kurtarma çalışmaları devam ediyordu.
Ben daha sonra Nurdağı’na sonra geri Adana’ya ve en son durumun çok kötü olduğu haberlerini aldığımız Hatay’a geçtim ve Sol Partili arkadaşlarımla Defne’de buluştuk ve çevre köylere ulaşmaya çalıştık. Üçüncü yani 6,4 büyüklüğündeki Defne depreminde oradaydık. Buraya kadar bana liseden hocam Erdal Bıçakçı ve Adana’dan işadamı arkadaşım Serkan Sezginer eşlik etmişlerdi ve sonrasında içinden geldiğim gelenekten arkadaşlarımla hem Defne’deki hem de İskenderun’daki çalışmalara ben de dahil oldum.
0 Yorumlar